Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.Ocak.2019, 16:08
Klara Klara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Moderator
 
Üyelik tarihi: 06.Ocak.2019
Mesajlar: 3,557
Standart Okul Korkusu

Okul Korkusu



Okulların açılma zamanı geldiğinde, okula yeni başlayacak çocukları olan her ebeveyn ve baba ilkokul sıralarında karşılaştığı korku ve heyecan karışımı duyguyu hatırlayarak o dönemi adeta yeniden yaşamaktadır. Ev ortamı gibi rahat bir hayattan, kurallarla dolu mektep hayatına adım atmaya hazırlanmak, her çocuk için mesele teşkil etmektedir. Farklı elbiseler, yeni arkadaşlar, çeşit çeşit defterler, rengârenk kalemler, türlü oyunlar çocuklar için yeni bir dünyaya adım atmak anlamına gelmektedir.

Çocuklarından evvel ebeveynlerinin bu duruma hazır olmaları gerekmektedir. Zira çocukların bu dönemde karşılaşabilecekleri problemleri önceden kestirmek ve bilinçli bir şekilde onlarla baş edebilmenin yollarını aramak önemlidir.

Okul korkusu nedir?

Okul korkusu, mektep çağı içindeki çocuğun okula gitme ile ilgili direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesidir. Mektep korkusu, kızlar ve erkeklerde eşit oranlarda görülmektedir. Bu korku, çocuğun eğitim alacağı ortama ahenk sağlamasını engellemektedir. Çocuklar için korku, yaşama adapte olabilmenin, kaygı veren durumlarla baş edebilmenin yöntemlerinden biridir. Mektep korkusu, hızlı ele alınıp lüzumlu müdahaleler yapıldığı takdirde acele atlatılabilmektedir.

Her yeni durumun ahenk sorunu yaşatıyor olması normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk kere anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar ve tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu vaziyet kabul edilebilir ancak mesele okula başlamakla ilgili değildir. Ebeveyn ve çocuk arasındaki bağımlı ilişkide; annenin çocuğun bireyselleşmesine ruhsat vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı–kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, ebeveyn ve babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok unsur de etkili olabilmektedir. Çocuğun okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygularını ve düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması bu dönemdeki zorlukları atlatmada mühim deneyimler oluşturmaktadır.

Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, ebeveyn ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken mesele yaşaması beklenilebilmektedir. Bu çocuklarda alaka ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.

Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, mektep ile ilgili gerçekçi bilgiler verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde ebeveyn çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir ayrıca çocuğun itimat duyabileceği başka aile bireyleri kendi mektep deneyimlerini çocuğa aktarabilirler. Okulun öğrenme eyleminin dışında çocuğa keyifli gelebilecek yönlerinin de anlatılması faydalı olabilir. Çocuk psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar olarak, anne-babalara umumi olarak, çocuğun bireysel becerilerini geliştirmesini, kendi başına giyinip soyunabilmesini, yardımsız a? yeme gibi becerileri kazanmış olmasını öneriyoruz. Ayrıca her ebeveyn baba, çocuğunu her dönemde etkin bir şekilde dinlemeli ve kaygılarının olabileceğini kabul etmelidir.

Bu korkuya yakalanan çocuğa aile ne yapmalı?

Çocuğun okula gitme ile ilgili tüm kaygıları dinlenmeli, mektep ile ilgili his ve düşünceleri anlamaya çalışılmalıdır. Mektep korkusunun çocuktan olduğu kadar mektep ve öğretmen tutumlarından da kaynaklanabileceği, unutulmaması gerekir. Okula gitme ile ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı ve çocuğun okula gitmemesine ruhsat verilmemelidir. Her ebeveyn ve baba çocuğuna kaygılarını anladığını, bu kaygıların zamanla geçeceğini ve okulda öğrendiklerinin kendileri için de mühim olduğunu vurgulamalıdır. Ayrıca uzun vedalaşmalardan, kişisel kaygıların yansıtılmasından kaçınılmalıdır. Ev içinde de çocuğun anne–babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar ve oyunlar alınmalıdır. Ebeveynler, okullar başlamadan evvel mektep alışverişini çocuk ile birlikte yapmalıdır. Anne-baba dikkatli olmalı ve bu devre içinde olabilecek tüm sorunlardan yayınlar vasıtası ile haberdar olmalıdır. Çünkü problemi acele ayr?m etmek ve doğru müdahale etmek çözümü de acele getirmektedir.

Öğretmenler ne yapmalı

Bu dönemde öğretmenlerin duyarlı olması gerekmektedir. Öğretileni yapamıyor olmasının çocukta kaygı uyandıracağı unutulmamalı ve öncelikli olarak öğretmek kaygısı taşınmamalıdır. Önce çocuğun sıkıntısının ne olduğu sorulmalı ve bu konuda yardım edilebileceği anlatılmalıdır. Katı tutum, bu sorunları artırmaktadır. Öğretmen, çocuğa okula gelmesi gerektiğini ve onun öğrenmesini önemsediğini anlatmalıdır.

Okul korkusu, anaokuluna başlanan 3–5 yaş döneminde yoğun yaşanabilmektedir. İlkokula başlangıç, yine bu korkunun görüldüğü ikinci dönemdir. Daha yüksek sınıflarda 12–14 yaş döneminde de ortaya çıkabilmektedir.

Bu dönemde çocuğun bireysel gelişimine de ehemmiyet verilir,, anne–çocuk ilişkisi doğru organize edilirse yine ortaya çıkmayabilir. Ancak çocuğun eve bağımlılığı desteklenir, okula gitmeme ile ilgili istekleri desteklenilirse yine bu sorunlar yaşanabilmektedir.

Anaokulunda ilk gün stresi nasıl atlatılır?

Her okula başlayan çocuk aynı tepkiyi göstermez. Anaokuluna başlayan çocukların vakit ve uzaklık kavramı tam oturmadığı için ilk kaygıları bu yönde olur.

• Evimize ne kadar uzaklıktayım?

• Annem beni alacak mı?

• Bu çocukları tanımıyorum.

• İhtiyaçlarımı kime söyleyeceğim, yardım ederler mi?

• Ev kuralsız bir yerdi. Her şeyi kuralla yapacak olmak sıkıcı.

Çocuk, bu soruların cevaplarını yaşayarak öğreneceği için kaygıları da yüksek olmaktadır. İlk gün okulda 1–2 saat kalmak, annenin onu ne vakit alacağını saat üzerinden göstermesi, öğretmenle tanıştırıp, nasıl yardımlar isteyeceğini anlatması çıkacak sorunları azaltabilmektedir. İlk birkaç gün çocuğun görebileceği bir yerde oturup oradan ayrılmamak da yararlı olabilmektedir.

Adaptasyon süreci

Daha evvel okula gitmemiş bir çocuk için 10 günü aşan ve hiç azalmayan ahenk sorunları varsa anaokuluna gitme durdurulmalıdır. Çünkü çocuk okula gitmek için henüz hazır değildir. Daha evvel anaokuluna gitmiş çocuklarda uzun tatil sonrasında okula dönüş güç olabilir ama mektep tanıdıkları bir yer olduğu için, burada yaşanan kaygı daha kısa sürede atlatılabilmektedir. Taviz vermeden eski düzeni içinde çocuğun anaokuluna gidip gelmesi sağlanmalı ve çocuğun evde kalmasına ruhsat verilmemelidir.

Çocuğa lakay?t olmak ya da aşırı derecede alaka göstermek çocuğun romantik ve bilişsel gelişimini geciktirmekle birlikte öğrenme ve ahenk sorunlarını yaşamasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Ödev sorumluluğu kazandırılmalı

Her ebeveyn baba çocuklarının ödevleri ile ilgilenmelidir. Çünkü onların sorunlarına yardımcı olmak, birlikte sorunların üstesinden gelmek çocukların hoşlarına gitmektedir. Ödevlerinde anlamadıkları yerlerde yardım isteyebilecekleri söylenmeli, yol gösteren kişi olunmalıdır. Okula başlanılan ilk birkaç hafta, okuldan evde yapılması için herhangi bir ödev verilip verilmediği sorulmalıdır. Ancak ödevi yapması için ısrarcı olunmamalıdır. Yapmadan gittiği takdirde öğretmenine nedenlerini kendisi anlatmalıdır. Çocuk okuldan geldiği ilk 2 saat içinde ödevlerini tamamlamalıdır.
Alıntı ile Cevapla
  Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forum Jump


/ Forum Trabzon
sohbet sohbet odaları mynet sohbet Cinsel Sohbet

kaçak bahis siteleri yatirim bonusu veren siteler Ataşehir escort Kadikoy escort Umraniye escort Bostanci escort Ankara escort Beylikduzu escort Antalya escort